3 Şubat 2011 Perşembe

Peperuhi ile Kitsch Filmleri Öğreniyoruz Bölüm 2: Sezercik Küçük Mücahit

Kitsch filmler serimize bir savaş ve politika filmi olan Sezercik Küçük Mücahit filmiyle devam ediyoruz.


Biliyorsunuz Sezercik Yeşilçam döneminin meşum çocuk artislerinden biri. Emanuelle serisi gibi serisi var. Sezercik Aslan Parçası, Sezercik Yavrum Benim (ki bu filmin ismi de biraz adult gibi değil gibi), Sezercik Gogoyin İçiyor (ki bu erişkin dönem yapıtıdır. Gazetelerde rastgelmiş olmanız lazım) vs... Bir de 6 yaşında çocuk sahibi olduğu kendisinden 4 sene küçük evladını okutmak adına ekmek kavgasına giriştiği Öksüzler filmi de mevcut. İlerleyen zamanlarda bu filmi de bu bölümde irdeleyebiliriz. Zira kan donduran filmlerden biridir benim için.

Neyse efendim konumuza dönersek; Sezercik, küçükken sarışın olup daha sonra şopar gibi kapkara çıkan İlker İnanoğlu'nun canlandırdığı Yumurcak karakterinin daha güncellenmiş halidir. Yumurcak en çok evin bakıcılarına, gariban emekçilere zulüm ederken; Sezercik dünyaya kafa tutacak kalibrede bir kahramandır. Bunu inşallah şimdi anlatacağım filmde bol bol göreceğiz.

Sezercik Küçük Mücahit filmi Kıbrıs'taki EOKA zulmünü anlatmaktadır. Bir propaganda filmi havasındadır. Ama ne talihsiz bir durum ki, propagandayı 7 yaşındaki bir çocuk üzerinden yapar.

Sezerciğin annesini Perihan Savaş, babasını ise rahmetli oyuncumuz Orçun Sonat canlandırmaktadır. Film Öğretmen Perihan Savaş(Lale) ile Orçun Sonat'ın (Murat) evlenmesiyle başlar. Ki Murat hava kuvvetlerinde işini seven bir askerdir. Hatta öyle çok işini sevmektedir ki yaz, kış üniformasını çıkarmamakta, damatlığa para vermeyip üniformayla evlenmektedir. Neyse efendim günler aşk sözcükleriyle geçer. Bir gün Lale'nin dersteyken başı döner ve hemen karnını tutarak gülümser. Daha ilk baş dönmesinde ne tansiyonu, ne halsizliği düşünmemektedir Lale. Direk hamile olduğunu anlar ve seyirciye sezdirir.

Çiftimiz, mutlu mesut günlerine devam ederken Murat abimizin maalesef uçağı çakılır ve şehit olur. Perihan delirip yatağa düşer. Akrabaları, "aman etme bebeni düşün" falan diye gaz verirler. Perihan çocuğu için hayata sıkı sıkı sarılır. Daha sonra eniştesi ve ablasının yanına Kıbrıs'a yerleşir. İyice orayı benimser. Gördüğüne "napan eyimiin" der. Yemek yerken "kebap acıdıır" diye sorar falan. Neyse sonra Lale'nin annesi rahatsızlanır. Çocuk size emanet diye anavatana anasına bakmak için döner. Tam bu sırada enişte ve abla EOKA militanları tarafından öldürülür. Ama EOKA'cılar kundaktaki Sezer'i görmezler. Sezer'i doktorun hastası ayakkabıcı bulur. Sezer'i büyütür. Tabi bu arada haberi alan Sezer'i öldü belleyen Lale ikinci kez delirir. Bu sefer sağlam yakar devreleri ve biz seyirciler çok fazla üzüldüğünü saçının ucuna bulanmış beyaz saçlarından anlarız. Bu arada Sezer ayakkabıcı ve film boyunca zerre yaşlanmayan hanımını ana-baba bellemiştir. Bir gün oyun oynarken Rum bebeler saldırır. Tiplerinden 14 yaşında olduğunu düşündüğümüz Türk bebeler "Sezer abi topumuzu geri alır mısın?", "canım abim tahsil edemediğim bir çek var ona yardımcı olur musun" falan derler. Sezercik bebelerin topunu Rum çocuklardan ister ama elin bebesi dinlemez ver eder zümsüğü ver eder yumruğu. Neyse böyle mutlu mesut yaşarlarken EOKA'cılar yine rahat durmaz ve Sezercik'in ikinci ailesini de katlederler.Bu sırada Sezercik'in üvey anası ve babası gerçek anasının resmini sezoya gösterirler. Senin anan bu kadın derler.

Sezer EOKA'cılardan intikam almayı kafasına koymuştur. Militanların kendi aralarında sürekli ve nedense bağırarak "vre Dimitri Bayraklı Köyüne gidezeyiz, herkesi yakazayiz" şeklinde konuşmalarından kıllanan Sezer, militanları türlü kamuflaj numaralarıyla takip eder. Misal adamları tepeden izlerken bir sonraki karede adamların diplerindeki çalıda çok afedersiniz hacet pozisyonunda sessizce dinleme yapmaktadır. Gerçi dinlemesinin bir manası yoktur çünkü EOKA'cıların " Bayraklı'ya gideceğiz, kızları elleyeceğiz. Herkesi yakacağız" diye bağırmaktan gayrı bir şey dediğini duymamaktayız (Byaraklı'nın kızları yaman olur vre). Tabi Turgut amcanın replik sonlarındaki "nıhahoaha" şeklindeki kötü adam gülüşünü saymazsak.

Neden sonra, 7 yaşında adeta bir çırpı olan Sezer dağlar aşar denizler geçer. Bayraklı köyüne ayakları 34 numara olmasına rağmen militanlardan önce ulaşır. Bu da yetmezmiş gibi Türk askerini konuşlandırır ve kendini militanlara yakalatır. Burda Turgut Özatay "vre bize Turkler'in yerini soylersen sana oyunzak alazaim, sikolata alazaim" diye Sezer'i ikna(!) eder. Tam o sırada Turgut Özatay ve birbirinden şaşkın militanlar Türk askerine yakalanır. Türk komutan sezoya "al sen vur bunları, madem kendini öne attın sana iyice travma yaşatayım da bi daha kendine geleme" der. Fakat Sezercik aman diyene ilişmez. Komutan bu hareket karşısında duygulanır. Öyle duygulanur ki Sezer'e ciddi ciddi "bizimle çalışmak ister misin" diye iş teklifinde bulunur. Askerlerden hiçbiri de "abooow komutana itle serseriyle uğraşmaktan inme indi herhal" diye düşünmez. Sezer orduya hemen katılır. 10 yaş büyükleri dahi "abi 2 santimle subaylığı kaçırdım" diye dert yanarken kendisi 20 kiloluk bir onbaşı olur. Üstüne üstlük komutan Sezo reise "arkadaşlar sana uygun elbise bulsun" der. Yani orduda 1 metrelik adama göre asker kıyafeti vardır. Sonra Sezer'i çavuşla beraber şehir merkezine yollarlar. Ama Sezercik askerliğe adapte olamamıştır. Bunu yanındaki askere "çavuş abi" demesinden anlarız. O sırada çavuş abi şehit olur ve Sezer'e yeni bir görev verir. Mektubu sancağa yollama görevi. Sezer artık Call Of Duty'deki gibi sürekli level açtırmakta ve bu levellerde yeni görevlerle uğraşmaktadır.


Sonunda Mektubu sancağa ulaştırır (tabi koskoca komutana sancak abi demesini de es geçmeyelim). Sezer, bu hareketinin mükafatını teğmen yapılarak alır (ne tesadüftir ki sancağın olduğu yerde yine 6-9 yaş arası teğmen kıyafeti vardır. üstelik küçük cop da bulunur). Yani, Askeriyedeki her birim yorgunluktan saçmalamaya başlamış, resmen Taraf gazetesine malzeme çıkarmaya can atar hale gelmiştir (manşet: güççücük çocuk generalliğe koşuyor. sorumlular aranıyor. genelkurmay sessiz). Zira, 7 yaşındaki bir çocuğu ciddiye aldıkları yetmiyormuş gibi ona maaş bağlar pozisyona getirmiş ve 10 günde 1 sene astteğmen olarak görev yapan komutanların komutanı yapmıştır. Tabi Sezercik bu hızlı yükselişten keyiflenmiş ve o arada bir kadını da tecavüzden kurtarmış bir bebeğe babalık yapmıştır. Artık üstün hizmet madalyasını haketmiştir. Ve ordu kendisine selam durur. Koskocaman Kıbrıs'ı ne İngilizler, ne Rumlar elde edememişken kuvvetini Paf takımının minik yıldızı Sezercik'ten alan Türk ordusu topraklarda egemenlik sahibi olmuştur. Zaten burda da Sezer annesine kavuşur. Mutlu sonla Film biter.

Akabinde Sezercik ilkokula başlar ve okulda askerlik anılarını anlatır. Generalin kapıyı vurdum çıktım hacı falan diye abartır. Diğer arkadaşları üniversiteydi yüksek lisanstı doktoraydı derken, 30 yaşında hala askerden kaçarken, Sezercik ilkokula başlamadan aradan askerliği çıkarmış tezkeresini almış ve kafasını rahatlatmıştır.

4 yorum:

  1. hiç böyle bakmamıştım bu filme :)

    YanıtlaSil
  2. İçinde Kıbrıs var,her defasında izlerim,içim titrer!

    YanıtlaSil
  3. Bu yorum yazar tarafından silindi.

    YanıtlaSil